Ne yapıyoruz
Hesaplama araçları Hukuk rehberi Hukuk sözlüğü Sık Sorulan Sorular Hakkımızda İletişim

Nafaka Artırım Davası: Şartları, Azaltma ve Kaldırma Sebepleri

Nafaka hangi ölçüte göre artırılır, hangi hâllerde azaltılır veya kaldırılır; süresiz nafakada son durum, icra takibi ve tazyik hapsi.

Nafaka artırım davası, nafakanın azaltılması ve kaldırılması — Uzun Avukatlık Bürosu hukuk rehberi

Kısaca: Mahkemenin belirlediği nafaka değişmez bir tutar değildir: tarafların durumu değişince artırılabilir, azaltılabilir ya da kaldırılabilir. Bu rehberde artırım davasının şartlarını, kaldırma sebeplerini, süresiz nafakadaki son gelişmeyi ve ödenmeyen nafakanın tahsil yollarını anlatıyoruz.

Boşanma kararında ya da ayrı bir davada belirlenen nafaka, yıllar içinde ihtiyacı karşılamaz hâle gelebilir; tersine, ödeyen tarafın geliri düşebilir veya nafaka alanın yoksulluğu sona erebilir. Nafaka artırım davası, bu değişikliği mahkemeye taşımanın yoludur. Aynı kanun hükmü, nafaka yükümlüsüne de azaltma ve kaldırma davası açma imkânı tanır. Bu rehberde üç davayı birlikte, şartları ve pratik sonuçlarıyla ele alıyoruz.

Nafakanın türleri (tedbir, yoksulluk, iştirak, yardım) ve ilk kez nasıl belirlendiği için nafaka türleri ve hesaplanması rehberimize bakabilirsiniz. Bu yazı, belirlenmiş bir nafakanın sonradan değiştirilmesine odaklanır.

Nafaka artırım davasının yasal dayanağı #

Yoksulluk nafakası için Türk Medeni Kanunu m.176/4 şöyle der: tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Çocuk için ödenen iştirak nafakasında ise TMK m.331 uygulanır: durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Akrabalar arasındaki yardım nafakası da (TMK m.364) aynı mantıkla, koşullar değiştiğinde yeniden değerlendirilebilir.

Bu hükümlerden çıkan sonuç açıktır: nafaka kararı “kesin hüküm” olsa bile, sonradan değişen koşullar karşısında yeniden ele alınabilen bir karardır. Nafaka artırım davası bu nedenle yeni bir hakkın değil, mevcut nafakanın güncel koşullara uyarlanmasının talebidir.

Nafaka artırım davası hangi şartlarda açılır? #

Uygulamada nafaka artırım davasında şu unsurlar aranır:

  • Hâlen geçerli bir nafaka kararı bulunması: Boşanma ilamında, anlaşmalı boşanma protokolünü onaylayan kararda veya bağımsız bir nafaka davasında hükmedilmiş nafaka. Hiç nafakaya hükmedilmemişse artırım değil, yeni nafaka talebi söz konusudur ve boşanmadan doğan talepler için TMK m.178’deki bir yıllık süre dikkate alınmalıdır.
  • Koşullarda değişiklik: Önceki kararın verildiği tarihten sonra alacaklının ihtiyacının artması (çocuğun okula başlaması, sağlık giderleri, kira artışı) veya yükümlünün gelirinin yükselmesi.
  • Paranın alım gücündeki düşüş: Yüksek enflasyon döneminde, tarafların durumunda başka bir değişiklik olmasa da nafakanın satın alma gücünün erimesi başlı başına artırım gerekçesi olarak değerlendirilir.
  • Hakkaniyet: Hâkim, artırılan tutarın yükümlünün ödeme gücünü aşmamasına ve taraflar arasında adil bir denge kurulmasına dikkat eder.

Nafaka artırım davası belirli bir süreye bağlı değildir; nafaka yükümlülüğü devam ettiği sürece açılabilir. Buna karşılık artırım kural olarak dava tarihinden itibaren sonuç doğurur; geçmiş yıllar için geriye dönük artırım istenemez. Bu nedenle nafakanın yetersiz kaldığını düşünen tarafın beklemesi, fiilen kendi aleyhine işler.

Nafaka neye göre artırılır? ÜFE, TÜFE ve durum değişikliği #

Kanunda artırım için bir yüzde ya da formül yoktur. Mahkemeler iki ölçütü birlikte değerlendirir:

1. Endeks ölçütü #

Tarafların ekonomik durumunda belirgin bir değişiklik ispatlanamasa bile, son artırım veya karar tarihinden bu yana geçen dönem için TÜİK’in açıkladığı ÜFE veya TÜFE yıllık değişim oranı, uygulamada artırımın alt ölçüsü olarak esas alınır. Hangi endeksin ya da ikisinin ortalamasının uygulanacağı, talep ve somut dosyaya göre değişebilir; kesin ve tek bir kural olarak görülmemelidir.

2. Hakkaniyet ve durum değişikliği ölçütü #

Nafaka alacaklısının ihtiyacında ya da yükümlünün gelirinde endeksin ötesinde bir değişiklik varsa, hâkim artırımı endeks oranıyla sınırlı tutmak zorunda değildir. Örneğin yükümlü daha yüksek maaşlı bir işe geçmişse ya da çocuk özel eğitim gerektiren bir sürece girmişse, mahkeme gelir belgeleri ve sosyal-ekonomik durum araştırması üzerinden yeni bir tutar belirleyebilir. Tersine, yükümlünün geliri gerilemişse endeks oranında bile artırım yapılmayabilir.

Kararda yıllık artış yazılıysa #

TMK m.176/5 ve m.330/3, hâkimin istem hâlinde nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabileceğini düzenler. Kararda “her yıl ÜFE oranında artırılsın” gibi bir hüküm varsa artış icra dairesinde kendiliğinden hesaplanır; her yıl dava açmak gerekmez. Ancak endeks artışı ihtiyacı karşılamıyorsa veya taraflardan birinin durumu esaslı biçimde değişmişse, bu hüküm ayrıca nafaka artırım davası açılmasına engel olarak görülmez.

Kurgusal bir hesap örneği #

Bir yıl önce aylık 6.000 TL iştirak nafakasına hükmedilmiş, kararda yıllık artış öngörülmemiş olsun. Anne, çocuğun okul ve servis giderlerinin arttığını belgeleyerek dava açar. Mahkeme önce endeks oranını (bu örnekte varsayımsal olarak %30) dikkate alır: 6.000 × 1,30 = 7.800 TL. Ardından babanın gelirindeki artışı ve çocuğun belgelenen giderlerini değerlendirerek tutarı bu alt ölçünün üzerinde belirleyebilir ve ileriki yıllar için yıllık artış hükmü kurabilir. Rakamlar yalnızca yöntemi göstermek içindir; gerçek oran ve tutar, dava tarihindeki resmî verilere ve dosyaya göre belirlenir.

Nafaka azaltma ve kaldırma sebepleri #

Aynı değişiklik ilkesi nafaka yükümlüsü için de işler. TMK m.176/3, irat biçiminde ödenen maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının hangi hâllerde sona ereceğini iki grupta sayar:

Sona erme sebepleri tablosu #

SebepNasıl sona erer?Dikkat edilecek nokta
Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesiKendiliğinden kalkarAyrı dava gerekmez; evlenme tarihinden sonraki aylar için takip yapılırsa icra mahkemesine başvurulabilir.
Taraflardan birinin ölümüKendiliğinden kalkarÖlüm tarihine kadar birikmiş ve ödenmemiş nafaka borcu terekeye geçer.
Alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşamasıMahkeme kararıyla kaldırılırBirlikteliğin süreklilik taşıdığı; ortak konut, ortak yaşam ve çevrenin algısı gibi somut delillerle ispatlanmalıdır.
Yoksulluğun ortadan kalkmasıMahkeme kararıyla kaldırılırDüzenli ve yeterli gelir aranır; asgari ücret düzeyinde bir işe girmek tek başına her zaman yeterli görülmez.
Haysiyetsiz hayat sürmeMahkeme kararıyla kaldırılırToplumun genel ahlak anlayışıyla bağdaşmayan, süreklilik gösteren bir yaşam biçimi ispat edilmelidir.
Yükümlünün gelirinin düşmesi, işsizlik, ağır hastalık, yeni bakmakla yükümlü olduğu kişilerMahkeme kararıyla azaltılır (istisnaen kaldırılır)Gelir kaybının yükümlünün kendi iradesiyle yaratılmadığı gösterilmelidir.

İştirak nafakası ise çocuğun hakkıdır; kural olarak çocuk ergin olunca sona erer. Velayetin nafaka ödeyen ebeveyne geçmesi veya çocuğun fiilen onun yanında yaşamaya başlaması, TMK m.331 uyarınca kaldırma ya da yeniden belirleme sebebidir.

Ödemeyi kendiliğinden kesmenin sonucu #

Uygulamada en sık yapılan hata, yükümlünün kaldırma sebebi olduğunu düşündüğü bir durumda ödemeyi kendiliğinden kesmesidir. Yeniden evlenme ve ölüm dışındaki sebepler ancak mahkeme kararıyla sonuç doğurur. Karar verilene kadar ödenmeyen aylar icra takibine ve tazyik hapsi şikâyetine konu olabilir. Doğru yol, ödemeyi sürdürürken kaldırma veya azaltma davasını açmaktır.

Çocuğun fiilen diğer tarafın yanında yaşamaya başlaması hem iştirak nafakasını hem de velayeti etkiler; bu durumda izlenecek yol için velayetin değiştirilmesi davası yazımıza bakabilirsiniz.

Süresiz nafaka tartışması: 2026’da ne değişti? #

TMK m.175, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan tarafın diğerinden malî gücü oranında “süresiz olarak” nafaka isteyebileceğini düzenler. Bu ibare uzun süredir tartışılıyordu. Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin itiraz başvurusu (E.2025/156) Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun 4 Haziran 2026 tarihli gündeminde yer aldı; kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Mahkeme “süresiz olarak” ibaresini iptal etti ve iptalin, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesini kararlaştırdı.

Anayasa Mahkemesi kararının bugünkü etkisi #

Bu yazının yayım tarihi itibarıyla bilinmesi gerekenler şunlardır:

  • Gerekçeli karar henüz Resmî Gazete’de yayımlanmamıştır. İptalin yürürlük tarihi, yayım tarihine göre belirlenecektir. O tarihe kadar TMK m.175 bugünkü hâliyle uygulanır.
  • 12. Yargı Paketi nafakayı değiştirmedi. 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun, Türk Medeni Kanunu’nda yalnızca vesayet altındakilerin mallarının satışına ilişkin m.440 ve m.444’te değişiklik yaptı. TMK m.175, 176 ve 177’ye dokunan bir hüküm içermez.
  • Yeni düzenleme henüz kanunlaşmadı. Adalet Bakanlığı, süreli nafaka modelinin bir sonraki yargı paketinde ele alınacağını açıkladı; evlilik süresi ve tarafların ekonomik durumu gibi ölçütler tartışılıyor. Taslaklarda konuşulan süreler bağlayıcı değildir.
  • Mevcut nafakalar kendiliğinden sona ermez. Anayasa Mahkemesi iptal kararları kural olarak geriye yürümez. Kesinleşmiş yoksulluk nafakası kararlarının yeni düzenleme karşısında nasıl değerlendirileceği, çıkacak kanunun geçiş hükümlerine bağlıdır.

Nafaka ödeyen için pratik sonuç #

Pratik sonuç şudur: Bugün nafaka ödeyen kişi, yalnızca Anayasa Mahkemesi kararına dayanarak ödemeyi kesmemelidir. TMK m.176’daki kaldırma veya azaltma sebeplerinden biri varsa, bu sebebe dayanan dava açılabilir; yasal düzenleme çıktığında dosyanın durumu yeniden değerlendirilir.

Yetkili ve görevli mahkeme #

Nafaka artırım, azaltım ve kaldırma davaları aile mahkemesinde, aile mahkemesi bulunmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Yetki bakımından TMK m.177, boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar. Bu kesin yetki olarak düzenlenmediğinden, genel yetki kuralı gereği davalının yerleşim yerinde açılan davada da süresinde yetki itirazı yapılmazsa yargılama sürdürülür. İstanbul’da taraflardan biri Bakırköy, diğeri Anadolu yakasında oturuyorsa hangi adliyenin seçileceği bu kurallara göre planlanmalıdır.

Nafaka davaları basit yargılama usulüne tabidir (HMK m.316) ve adli tatilde de görülür (HMK m.103). Zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir. 7589 sayılı Kanun’la HMK m.147’ye eklenen hükme göre duruşmalar arasındaki süre, bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hâller dışında üç aydan uzun olamaz; bu kural 31 Temmuz 2026’dan itibaren uygulanmaktadır.

İstanbul’da oturuyorsanız dava, yerleşim yerinizin bağlı olduğu adliyedeki aile mahkemesinde görülür. Hangi ilçenin hangi adliyeye bağlı olduğunu İstanbul ilçe sayfalarımızda bulabilirsiniz.

Adım adım nafaka artırım davası süreci #

  1. Kararı ve son tutarı belirleyin: Nafaka ilamının kesinleşmiş örneği, kararda yıllık artış hükmü olup olmadığı ve şu an ödenen tutar netleştirilir.
  2. Değişikliği belgeleyin: Okul, kira, sağlık faturaları; karşı tarafın yeni işine, şirket ortaklığına veya malvarlığına ilişkin bilgiler toplanır.
  3. Dilekçeyi hazırlayın: Talep edilen yeni tutar, artırımın gerekçesi, ileriki yıllar için endeks artışı talebi ve deliller dilekçede açıkça yazılır.
  4. Harç ve gider avansını yatırın: Dava, yetkili aile mahkemesinde UYAP üzerinden veya tevzi bürosunda açılır.
  5. Araştırma aşaması: Mahkeme SGK, tapu, trafik ve banka kayıtları için müzekkere yazar; tarafların sosyal ve ekonomik durumu kolluk aracılığıyla araştırılır.
  6. Duruşma ve karar: Tanık dinlenmesi gerekiyorsa dinlenir, ardından nafakanın yeni tutarı ve varsa yıllık artış oranı karara bağlanır.
  7. Kanun yolu ve icra: Karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf veya temyiz icrayı durdurmaz; nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez (HMK m.350, m.367; İİK m.36).

Ödenmeyen nafaka: icra takibi ve zamanaşımı #

Nafaka kararı ilam niteliğindedir; ödenmeyen aylar için doğrudan ilamlı icra takibi başlatılır ve borçluya icra emri gönderilir. Takipte hem birikmiş aylar hem de ileride işleyecek aylık nafaka talep edilebilir. Nafaka alacağının tahsilinde bazı ayrıcalıklar vardır:

  • Nafaka ilamına dayanan alacaklı, ayrıca takip işlemlerini beklemeden başka alacaklıların koyduğu hacze aynı derecede iştirak edebilir (İİK m.100).
  • Maaş haczinde nafaka alacaklarına uygulamada öncelik tanınır; maaş ve ücret kesintilerinin genel kuralları için maaş haczi rehberimize bakabilirsiniz.
  • İflas hâlinde, iflastan önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş nafaka alacakları birinci sırada yer alır (İİK m.206).

Zamanaşımı: İlama dayalı takip, İİK m.39 uyarınca son işlemden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Uygulamada ilama bağlı birikmiş nafaka alacakları da on yıllık süreye tabi kabul edilmektedir. Yine de uzun süre beklemek, borçlunun malvarlığını elden çıkarması riskini artırır. Kendi dosyanızdaki süreleri süre ve zamanaşımı kontrolü aracıyla ön değerlendirme olarak görebilirsiniz.

Nafaka ödenmezse şikâyet: İİK m.344 ve tazyik hapsi #

İcra takibine rağmen nafaka ödenmezse alacaklı, İİK m.344 uyarınca icra mahkemesine şikâyette bulunabilir. Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Bu bir ceza değil, ödemeye zorlama aracıdır: hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir.

  • Şikâyet süresi: Fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl (İİK m.347).
  • Yetkili mahkeme: İcra takibinin yapıldığı yerdeki icra mahkemesi (İİK m.348).
  • Asgari ücret istisnası uygulanmaz: Alacak miktarı asgari ücretin altında kalan takiplerde tazyik hapsi uygulanmaz; ancak bu istisna nafaka alacaklarını kapsamaz (İİK m.354).
  • Borcun ödenmesi veya feragat: Şikâyetten vazgeçilirse ya da borç ödenirse dava ve bütün sonuçları düşer; tazyik hapsi kararı kesinleşmeden itibaren iki yıl içinde yerine getirilmezse artık uygulanmaz.
  • Kaldırma davası açılmışsa: Borçlu nafakanın kaldırılması veya azaltılması için dava açmışsa, mahkeme ileri sürülen sebepleri gözeterek tazyik hapsinin uygulanmasını bu davanın sonuna bırakabilir (İİK m.344/2).

Son madde, nafaka yükümlüsü açısından önemlidir: ödemeyi keserek beklemek yerine gerekçeli bir kaldırma veya azaltma davası açmak, hem hukuki riski azaltır hem de mahkemeye durumu anlatma imkânı verir.

Artırım, azaltım ve kaldırma davasında sık yapılan hatalar #

  • Geç dava açmak: Artırım dava tarihinden itibaren işlediği için her geçen ay alacaklı açısından kayıptır.
  • Delilsiz talep: “Hayat pahalandı” demek yeterli değildir; gider belgeleri ve karşı tarafın gelirine ilişkin somut bilgi sunulmalıdır.
  • Ödemeyi kendiliğinden kesmek: Kaldırma sebebi olduğu düşünülse bile karar verilmeden ödeme kesilirse icra takibi ve tazyik hapsi gündeme gelir.
  • Elden ödeme: Ödemeler banka üzerinden, açıklamasına ilgili ay yazılarak yapılmalıdır.
  • Gelirini gizlemek: Azaltma davasında kayıt dışı gelir ya da malvarlığı devri ortaya çıkarsa talep reddedilebilir.

Nafaka uyuşmazlıkları çoğu zaman velayet, kişisel ilişki ve mal paylaşımı sorunlarıyla iç içe ilerler. Boşanma sürecinin bütünü için çekişmeli boşanma davası rehberimize, aile hukukundaki tüm başlıklar için aile ve boşanma hukuku sayfamıza göz atabilir, dosyanızı değerlendirmek için iletişim sayfasından bize ulaşabilirsiniz.

Kısa özet #

  1. Nafaka, tarafların malî durumu değiştiğinde veya hakkaniyet gerektirdiğinde artırılabilir ya da azaltılabilir (TMK m.176/4, m.331).
  2. Artırımda ÜFE/TÜFE oranı alt ölçü olarak dikkate alınır; ihtiyaç ve gelir değişikliği varsa bu oranın üzerine çıkılabilir. Artırım dava tarihinden itibaren işler.
  3. Yeniden evlenme ve ölümle nafaka kendiliğinden kalkar; fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun sona ermesi ve haysiyetsiz hayat için mahkeme kararı gerekir.
  4. Anayasa Mahkemesi’nin “süresiz” ibaresine ilişkin kararı Resmî Gazete’de henüz yayımlanmamıştır; 7589 sayılı Kanun nafakada değişiklik yapmamıştır.
  5. Davalar aile mahkemesinde görülür; TMK m.177’ye göre nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
  6. Ödenmeyen nafaka için ilamlı takip yapılır; ödenmezse üç ay içinde (her hâlde bir yıl) şikâyetle üç aya kadar tazyik hapsi istenebilir.
Av. Hasan Hüseyin Uzun
Av. Hasan Hüseyin Uzun
Avukat · Hasan Hüseyin Uzun Avukatlık Bürosu

Bu konuda sık sorulanlar

6 soru
Nafaka artırım davası ne kadar sürer?+
Süre; mahkemenin iş yüküne, gelir araştırması için yazılan müzekkerelerin ne zaman döndüğüne ve tanık dinlenip dinlenmeyeceğine göre değişir. Nafaka davaları basit yargılama usulüne tabidir ve adli tatilde de görülür. 31 Temmuz 2026’dan beri duruşmalar arasındaki süre, zorunlu hâller dışında üç ayı aşamaz. Artırım dava tarihinden itibaren geçerli olduğu için davanın uzaması, alacaklının o döneme ait farkı almasına engel değildir.
Kararda ÜFE artışı yazılıysa ayrıca artırım davası açılabilir mi?+
Evet, açılabilir. Karardaki yıllık artış hükmü, her yıl yeniden dava açma ihtiyacını ortadan kaldırır ve artış icra dosyasında hesaplanır. Ancak çocuğun ihtiyaçları belirgin biçimde arttıysa veya nafaka yükümlüsünün geliri önemli ölçüde yükseldiyse, endeks artışının ötesinde bir tutar için artırım davası açılabilir. Bu durumda değişikliğin okul, sağlık ve gelir belgeleriyle ortaya konması gerekir; mahkeme yeni tutarla birlikte ileriki yıllar için artış oranını da yeniden belirleyebilir.
Eski eşim biriyle birlikte yaşıyor, nafakayı hemen kesebilir miyim?+
Hayır. Nafaka alacaklısının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, nafakayı kendiliğinden sona erdirmez; mahkeme kararıyla kaldırılması gerekir. Karar verilene kadar ödenmeyen aylar icra takibine ve tazyik hapsi şikâyetine konu olabilir. Doğru yol, ödemeyi sürdürürken ortak konut, komşu beyanları ve sosyal medya paylaşımları gibi delillerle kaldırma davası açmaktır. Birlikteliğin geçici değil, süreklilik taşıyan bir ortak yaşam olduğunun gösterilmesi gerekir.
Süresiz nafaka kaldırıldı mı, ödediğim nafaka ne olacak?+
Anayasa Mahkemesi’nin TMK m.175’teki “süresiz olarak” ibaresini iptal ettiği ve iptalin yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe gireceği açıklanmıştır; ancak Eylül 2026 itibarıyla gerekçeli karar Resmî Gazete’de yayımlanmamış ve yeni düzenleme kanunlaşmamıştır. Mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez. Ödemeyi kesmek yerine, varsa TMK m.176’daki kaldırma veya azaltma sebeplerine dayanarak dava açılmalıdır.
İşsiz kaldım, nafaka borcum azaltılır mı?+
İşsizlik veya ciddi gelir kaybı, TMK m.176/4 ve m.331 kapsamında azaltma sebebi olabilir. Mahkeme, gelir kaybının geçici mi kalıcı mı olduğuna, işten kendi isteğinizle ayrılıp ayrılmadığınıza ve başka gelir ya da malvarlığınız bulunup bulunmadığına bakar. Azaltma ancak mahkeme kararıyla mümkündür; dava açtığınızda icra mahkemesi tazyik hapsinin uygulanmasını bu davanın sonucuna bırakabilir. Dava sürerken gücünüz oranında ödeme yapmaya devam etmeniz önerilir.
Nafaka alacağı için tazyik hapsi şikâyeti ne zamana kadar yapılabilir?+
İİK m.347 uyarınca şikâyet, ödenmeme fiilinin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır. Bu süreler geçse bile nafaka alacağının kendisi ortadan kalkmaz; icra takibi yoluyla tahsili sürdürülebilir. Şikâyet, takibin yapıldığı yerdeki icra mahkemesine yapılır. Borç ödenirse veya alacaklı şikâyetten vazgeçerse tazyik hapsi uygulanmaz; hapis başlamışsa borçlu tahliye edilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, sizin dosyanıza özel hukuki tavsiye değildir. Süreler ve uygulama dosyanın özelliklerine göre değişebilir. Durumunuzu birlikte konuşalım.

Aile ve Boşanma Hukuku alanındaki tüm hizmetlerimiz Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet, mal paylaşımı, ziynet alacağı ve koruma…

Yazıyı okudunuz, sıra sizin dosyanızda.

Genel bilgi ile kendi durumunuz her zaman birebir örtüşmez. Kısa bir görüşmede olayınıza özel değerlendirme yapalım.

WhatsApp Ara